<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Havacilik &#187; (Özel)</title>
	<atom:link href="http://www.havacilik.gen.tr/ara/Ozel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.havacilik.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Jul 2010 21:44:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>İl Özel İdaresinde Yemin Eden 45 Memur Görevine Başladı</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/il-Ozel-idaresinde-yemin-eden-45-memur-gorevine-basladi.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/il-Ozel-idaresinde-yemin-eden-45-memur-gorevine-basladi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 15:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Başladı]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Görevine]]></category>
		<category><![CDATA[İdaresinde]]></category>
		<category><![CDATA[İl]]></category>
		<category><![CDATA[Memur]]></category>
		<category><![CDATA[Yemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=799</guid>
		<description><![CDATA[Diyarbakır İl Özel İdaresinde asaleti onaylanan 45 memur için yemin töreni düzenlendi.
<br />
<br />Özel İdare Toplantı Salonunda düzenlenen yemin töreninde konuşan İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı M. Tevfik Aydın,
<br />
<br />İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Akyol törende yaptığı konuşmada, 15 aylık sürede gösterdikleri performanstan son derece memnun olduklarını belirterek, ' Asil memurluğa bugün itibariyle başlamış bulunmaktasınız. Kurumumuzun en genç kadroları sizlersiniz. Önünüzde çok uzun çalışma süreniz olacak. Bu süre zarfında birlik beraberlik içerisinde halkımıza daha iyi hizmet için elinizden geleni yapacağınıza i <!--more-->nanıyorum. Bundan sonraki asli görevinizde başarılar dilerim. Görevlerinde devamlı empatiye önem vermelisiniz.'
<br />
<br />İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı M. Tevfik Aydın ise 45 personelin 15 ay süresince göstermiş olduğu sorumluluk duygusu, çalışma performansı, disipline riayet ve birimlerdeki amirlerinin olumlu görüşü sonucu asli devlet memurluğuna atanmaya hak kazandığını belirterek, 'Edeceğiniz yeminin ne kadar kutsal sayıldığını idrak ediniz diyerek, meslek yaşantınızın başarılı geçmesini diliyorum' dedi.
<br />
<br />Tören daha sonra memurların Türk Bayrağı üzerine yemin etmesiyle sona erdi.
<br />
<br />(ÖZ-MHD) - DİYARBAKIR<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır İl Özel İdaresinde asaleti onaylanan 45 memur için yemin töreni düzenlendi.</p>
<p>Özel İdare Toplantı Salonunda düzenlenen yemin töreninde konuşan İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı M. Tevfik Aydın,</p>
<p>İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Akyol törende yaptığı konuşmada, 15 aylık sürede gösterdikleri performanstan son derece memnun olduklarını belirterek, &#8216; Asil memurluğa bugün itibariyle başlamış bulunmaktasınız. Kurumumuzun en genç kadroları sizlersiniz. Önünüzde çok uzun çalışma süreniz olacak. Bu süre zarfında birlik beraberlik içerisinde halkımıza daha iyi hizmet için elinizden geleni yapacağınıza i <span id="more-799"></span>nanıyorum. Bundan sonraki asli görevinizde başarılar dilerim. Görevlerinde devamlı empatiye önem vermelisiniz.&#8217;</p>
<p>İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı M. Tevfik Aydın ise 45 personelin 15 ay süresince göstermiş olduğu sorumluluk duygusu, çalışma performansı, disipline riayet ve birimlerdeki amirlerinin olumlu görüşü sonucu asli devlet memurluğuna atanmaya hak kazandığını belirterek, &#8216;Edeceğiniz yeminin ne kadar kutsal sayıldığını idrak ediniz diyerek, meslek yaşantınızın başarılı geçmesini diliyorum&#8217; dedi.</p>
<p>Tören daha sonra memurların Türk Bayrağı üzerine yemin etmesiyle sona erdi.</p>
<p>(ÖZ-MHD) &#8211; DİYARBAKIR<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/il-Ozel-idaresinde-yemin-eden-45-memur-gorevine-basladi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özel İlköğretim Okulunda Yangın</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/Ozel-ilkogretim-okulunda-yangin.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/Ozel-ilkogretim-okulunda-yangin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 23:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[İlköğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Okulunda]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=776</guid>
		<description><![CDATA[İzmir'in Menemen ilçesinde bulunan Özel Ekin İlköğretim Okulu binasının çatı katında çıkan yangın iki katlı binada büyük hasara neden oldu.
<br />
<br />Ekin Eğitim Kampusu içinde bulunan İlköğretim Okulu binasının çatı katında saat 18.00 sıralarında yangın çıktı. Henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın binada büyük çapta maddi hasara neden oldu.
<br />
<br />Yangına, Menemen ve Çiğli'nin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri de müdahale etti.
<br />
<br />Yangınla ilgili olarak soruşturma başlatıldı. (CİHAN) <!--more--><br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;in Menemen ilçesinde bulunan Özel Ekin İlköğretim Okulu binasının çatı katında çıkan yangın iki katlı binada büyük hasara neden oldu.</p>
<p>Ekin Eğitim Kampusu içinde bulunan İlköğretim Okulu binasının çatı katında saat 18.00 sıralarında yangın çıktı. Henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın binada büyük çapta maddi hasara neden oldu.</p>
<p>Yangına, Menemen ve Çiğli&#8217;nin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri de müdahale etti.</p>
<p>Yangınla ilgili olarak soruşturma başlatıldı. (CİHAN) <span id="more-776"></span><br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/Ozel-ilkogretim-okulunda-yangin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç Hasta İstekleri: Hastane Odasında İnternet Olsun, Taze Ekmek Verin (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/ilginc-hasta-istekleri-hastane-odasinda-internet-olsun-taze-ekmek-verin-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/ilginc-hasta-istekleri-hastane-odasinda-internet-olsun-taze-ekmek-verin-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 08:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[İstekleri:]]></category>
		<category><![CDATA[Odasında]]></category>
		<category><![CDATA[Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Taze]]></category>
		<category><![CDATA[Verin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıkta dönüşümle birlikte hastaların doktorlardan istekleri de değişti. 
<br />
<br />Daha önceki yıllarda kuyruklardan, doktorların ilgisizliğinden, muayene olamamaktan yakınan hastalar, artık sağlık personelinin ses çıkaran ayakkabı yerine lastik ayakkabı giymesini istiyor, hastane yönetimlerinden odalarda kullanmak için internet talep ediyor. 
<br />
<br />Bütün hastanelerin Sağlık Bakanlığı çatısı altında toplanması, hastalara doktorunu seçme hakkının verilmesi, sigortalıların özel hastanelerden hizmet alabilmesiyle birlikte tedavi hizmetlerine ulaşım kolaylaştı. Vizite kağıdı, sağlık karnesi ve sevk gibi vatandaşın hastaneye gitmesinin önü <!--more-->ndeki engellerin kaldırılmasıyla tedavi hizmetine ulaşım kolaylaştı. Eskiden hasta ziyareti için güvenlikçilere yalvaran vatandaşlar artık istedikleri gibi yakınlarına şifa dileyebilme imkanına kavuştu. Tüm bu yenilikler hastaların şikayetlerinin içeriğini değiştirdi. 
<br />
<br />Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerdeki hasta şikayet kutularına gelen şikayetler vatandaşların artık 'lüks' istediğini ortaya koyuyor. Otel konforunda hastane isteyen vatandaşlar birbirinden ilginç taleplerde bulunuyor.
<br />
<br />Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelen hasta şikayetleri arasında 'Sağlık personeli ses çıkarmayan lastik ayakkabı giysin geceleri uyuyamıyoruz.' 'Odalarda internet çıkışı yok. İnternete bağlanmak istiyorum.' 'Yemekler güzel ama ekmekler bayat oluyor hep taze ekmek verin.' gibi talepler bulunuyor. 
<br />
<br />İnsanların sağlık hizmet alım kalitesi arttıkça daha iyisini istediğini söyleyen Başhekim Prof. Dr. Murat Karaşen, bütün şikayetleri gözden geçirip cevap verdiklerini belirtti. 
<br />
<br />Her gün başhemşire yardımcısı ve sosyal hizmet uzmanıyla bütün yatan hastaları tek tek dolaşıp sıkıntılarını dinlediklerini ifade eden Karaşen, "Ekmeği taze verin, lastik ayakkabı giyin, internet çıkışı verin gibi istekler sağlık hizmetlerinin ulaştığı noktayı gösteriyor." dedi. 
<br />
<br />Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Nurettin Karaosmanoğlu ise başlattıkları evde sağlık hizmeti uygulamasına yönelik istekleri anlattı.
<br />
<br />İlk etapta Ankara'nın bazı ilçelerine yönelik evde sağlık hizmeti verdiklerini kaydeden Karaosmanoğlu, "Bu hizmetimiz duyulunca Ankara'nın başka semtlerinden hastanenin başhekimliğini arayanlar oldu. Vatandaşlar 'Biz insan değil miyiz? Bize niye evde tedavi hizmeti vermiyorsunuz.' tepkileriyle karşılaştık." diye konuştu.  
<br />
<br />(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıkta dönüşümle birlikte hastaların doktorlardan istekleri de değişti. </p>
<p>Daha önceki yıllarda kuyruklardan, doktorların ilgisizliğinden, muayene olamamaktan yakınan hastalar, artık sağlık personelinin ses çıkaran ayakkabı yerine lastik ayakkabı giymesini istiyor, hastane yönetimlerinden odalarda kullanmak için internet talep ediyor. </p>
<p>Bütün hastanelerin Sağlık Bakanlığı çatısı altında toplanması, hastalara doktorunu seçme hakkının verilmesi, sigortalıların özel hastanelerden hizmet alabilmesiyle birlikte tedavi hizmetlerine ulaşım kolaylaştı. Vizite kağıdı, sağlık karnesi ve sevk gibi vatandaşın hastaneye gitmesinin önü <span id="more-558"></span>ndeki engellerin kaldırılmasıyla tedavi hizmetine ulaşım kolaylaştı. Eskiden hasta ziyareti için güvenlikçilere yalvaran vatandaşlar artık istedikleri gibi yakınlarına şifa dileyebilme imkanına kavuştu. Tüm bu yenilikler hastaların şikayetlerinin içeriğini değiştirdi. </p>
<p>Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı hastanelerdeki hasta şikayet kutularına gelen şikayetler vatandaşların artık &#8216;lüks&#8217; istediğini ortaya koyuyor. Otel konforunda hastane isteyen vatandaşlar birbirinden ilginç taleplerde bulunuyor.</p>
<p>Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;ne gelen hasta şikayetleri arasında &#8216;Sağlık personeli ses çıkarmayan lastik ayakkabı giysin geceleri uyuyamıyoruz.&#8217; &#8216;Odalarda internet çıkışı yok. İnternete bağlanmak istiyorum.&#8217; &#8216;Yemekler güzel ama ekmekler bayat oluyor hep taze ekmek verin.&#8217; gibi talepler bulunuyor. </p>
<p>İnsanların sağlık hizmet alım kalitesi arttıkça daha iyisini istediğini söyleyen Başhekim Prof. Dr. Murat Karaşen, bütün şikayetleri gözden geçirip cevap verdiklerini belirtti. </p>
<p>Her gün başhemşire yardımcısı ve sosyal hizmet uzmanıyla bütün yatan hastaları tek tek dolaşıp sıkıntılarını dinlediklerini ifade eden Karaşen, &#8220;Ekmeği taze verin, lastik ayakkabı giyin, internet çıkışı verin gibi istekler sağlık hizmetlerinin ulaştığı noktayı gösteriyor.&#8221; dedi. </p>
<p>Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Nurettin Karaosmanoğlu ise başlattıkları evde sağlık hizmeti uygulamasına yönelik istekleri anlattı.</p>
<p>İlk etapta Ankara&#8217;nın bazı ilçelerine yönelik evde sağlık hizmeti verdiklerini kaydeden Karaosmanoğlu, &#8220;Bu hizmetimiz duyulunca Ankara&#8217;nın başka semtlerinden hastanenin başhekimliğini arayanlar oldu. Vatandaşlar &#8216;Biz insan değil miyiz? Bize niye evde tedavi hizmeti vermiyorsunuz.&#8217; tepkileriyle karşılaştık.&#8221; diye konuştu.  </p>
<p>(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/ilginc-hasta-istekleri-hastane-odasinda-internet-olsun-taze-ekmek-verin-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı&#8217;nın Emasya ile İlgili Değişiklik Teklifini Kabul Etmemiş (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/genelkurmay-icisleri-bakanliginin-emasya-ile-ilgili-degisiklik-teklifini-kabul-etmemis-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/genelkurmay-icisleri-bakanliginin-emasya-ile-ilgili-degisiklik-teklifini-kabul-etmemis-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 08:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Emasya]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Etmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Genelkurmay]]></category>
		<category><![CDATA[İçişleri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[İlgili]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Teklifini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=559</guid>
		<description><![CDATA[Balyoz darbe planında müdahale aracı olarak görüldüğü ortaya çıkan EMASYA direktifi ile ilgili tartışmalar devam ederken, protokolle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor. 
<br />
<br />Yıllardır devlet sırrı gibi saklanan protokol daha önce Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında da ihtilaf konusu olmuş. İçişleri Bakanlığı'nın, 2005 yılında protokolün değiştirilmesi yönünde Genelkurmay Başkanlığı'na teklifte bulunduğu ancak Genelkurmay'ın terör olaylarını bahane göstererek bu talebi geri çevirdiği ortaya çıktı. 
<br />
<br />Bu durum mülkiye müfettişlerinin 27.02.2005 tarih ve 82/8 sayılı araştırma raporunda açıkça belertiliyor. 2 <!--more-->8 Şubat muhtırasının ardından hazırlanan ve defalarca kapsamı genişletilerek bugüne gelen protokolün 5442 sayılı İl Kanunu'nun çizdiği sınıra aykırı olarak alan genişlemesi yapıldığı görüldüğü ifade ediliyor. 
<br />
<br />Yasanın uygulama esaslarını ayrıntılarıyla düzenlediği ve hakkında ayrıca herhangi bir düzenleyici işlem çıkarılmasına gerek görmediği bir ilde çıkan olaylar konusunda, kendiliğinden hareket edilerek başka bir düzenleme getirilmesinin yetki yönünden 5442 sayılı Kanun'un 11/D maddesine aykırı olduğu değerlendiriliyor.
<br />
<br />KENDİLİĞİNDEN HARAKET VE EMİR KOMUTA KONUSU 
<br />
<br />27 maddelik protokolün en çok eleştirilen maddeleri ise EMASYA komutanlıklarının mülki amirlerin yardım talebi olmaksızın olaylara müdahale edebilmesine imkan veren 9. maddesi ile protokolde sivil ve askeri kuvvetler arasındaki emir ve komuta ilişkilerini düzenleyen 14. ve 16. madde hükümleri; sanki herhangi bir suretle askeri birliklerden yardım istenilmesi halinde, bölgede aynı konuda görev yapan polis ya da jandarma kuvvetlerinin vali tarafından askeri birliklerle ortak görev yapmak üzere görevlendirilip görevlendirilmediklerine bakılmaksızın otomatik olarak yardıma gelen askeri birlik komutanının emrine gireceği şeklinde düzenleyen maddeleri eleştiriliyor. 
<br />
<br />Raporun ilgili bölümü şöyle: "5442 sayılı Kanun'a yetki, şekil, konu ve maksat yönlerinden aykırı düşmekte, hatta bu yasanın getirdiği düzenlemeyi bütünüyle geçersiz kılmaktadır. Askeri birliklerin güvenlik kuvvetleriyle bastırılamayacak çaptaki olaylara müdahale etmelerinin, ancak valilerin yardım istemeleri durumunda söz konusu olabileceği 5442 Sayılı Yasa'nın 11/D fıkrasında herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir biçimde belirtilmiştir. Yine belli bir olaya müdahale konusunda askeri birliklerle polis ya da jandarma kuvvetlerinin birlikte görev yapıp yapmayacakları hususu valinin takdirinde olup, askeri ve sivil kuvvetlerin aynı olayla ilgili de olsa ayrı ayrı görevlendirilmeleri durumunda, polis veya jandarma güçlerinin kaçınılmaz olarak askeri birliğin komutasına girmesini öngören düzenlemeler 5442 sayılı Kanuna aykırı düşmektedir." 
<br />
<br />Protokolle ayrıca iç güvenlikten birinci derecede sorumlu olan İçişleri Bakanlığı'nı bir tarafa bırakılarak, hükümeti bilgilendirme görevini Genelkurmay Başkanlığı İç Güvenlik Harekat Merkezi'ne verilmesinin İçişleri Bakanlığı'nın dışlanması anlamına geldiği belirtiliyor. 
<br />
<br />GENELKURMAY TALEBİ REDDETMİŞ 
<br />
<br />Raporda, uyulamadan duyulan rahatsızlık nedeniyle İçişleri Bakanlığı Genelkurmay'dan protokolün değiştirilmesini istiyor. Yeni esasları düzenleyen taslak bir metin görüş ve değerlendirmelerinin alınması amacıyla 04.03.2005 gün ve 1348 sayılı yazıyla Genelkurmay Başkanlığı'na gönderiliyor. Ancak Genelkurmay Başkanlığı, 8 buçuk ay sonra 21.11.2005 gün ve 3631178 sayılı cevabi yazısında terörü bahane ederek teklifi geri çeviriyor: "Gerek hazırlanış tekniği gerekse içerdiği ayrıntılar nedeniyle, yürürlükteki protokolün, Kanunun öngördüğü amaca daha fazla hizmet ettiği, buna karşılık yeni taslağın bu açıdan yeterli olmadığı kıymetlendirilmektedir EMASYA direktifinde askeri birlikler ile mülki makamlar ve kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliği ve koordinasyon hususlarına daha fazla açıklık getirilmiştir. Ayrıca, <u>PKK</u> terör örgütünün, yurt içindeki terörist sayısında ve eylemlerindeki artış ile terör örgütü yandaşlarınca düzenlenen son zamanlardaki kanunsuz gösterilerde yaşanan olaylar dikkate alındığında, önümüzdeki günlerde, güvenlik güçlerinin toplumsal olaylar ve terör olayları ile daha sık karşılaşılabileceği kıymetlendirilmektedir. Bu gerekçelerle; etkin olarak uygulanan ve bu güne kadar herhangi bir sıkıntı ile karşılaşılmayan 1997 tarihli Protokolün, bu aşamada değiştirilmesinin gerekli olmadığı, ileride terörün gündemden çıkması durumunda, Protokolün güncellenmesine ihtiyaç duyulması halinde bunun, Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nca oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından yapılabileceği değerlendirilmektedir." 
<br />
<br />"AÇIKÇA KONUŞULMAMASI SORUN OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ"
<br />
<br />İçişleri müfettişlerinin hazırladığı raporda, EMASYA protokolünden duyulan rahatsızlık ise açıkça ifade ediliyor. 
<br />
<br />Raporda, "Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarla, kentlerde yaşayan vatandaşların iç güvenlik hizmetlerini neredeyse birbiriyle hiçbir benzerliği olmayan farklı iki kurumdan (Emniyet-Jandarma) alıyor olmalarının mantıklı bir izahı yapılamamaktadır. Kurumsal ve mesleki taassupların bir yana bırakılarak iç güvenlik hizmetlerinin İçişleri Bakanlığı'na bağlı tarihi geçmişi ve birikimi olan polis, jandarma ve sahil güvenlik birimleri tarafından başka bir müdahaleye gerek kalmaksızın aynı şartlarla yürütülmesinin sağlanması konusunda gerekli yasal altyapı oluşturulmalıdır. "görüşüne yer verilirken, "Bu alandaki konuların açıkça konuşulamıyor, tartışılamıyor olmasının sorun olmadığı manasında yorumlanmaması gerektiği, sivil, askeri ve siyasi otoritelerin bir araya gelerek iç güvenlikle ilgili sorunları ayrıntılı olarak masaya yatırması gerektiği, AB uyum sürecine uygun tedbirlerin gecikmeksizin alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Tüm bunların dışında; olağanüstü ve sıkıyönetim dönemleri hariç, olağan dönemlerde, iç güvenlik konusunda ülkenin bir yöresinde veya tamamında sürekli veya geçici olarak Genelkurmay Başkanlığının veya Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın doğrudan görev üstlenmesi gerektiği konusunda bir zorunluluk ve/veya siyasi irade varsa, yasa koyucunun bu yönde hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde Kanuni bir düzenleme yapmasının da bu konudaki tartışmaları ve çekişmeleri ortadan kaldırmak açısından yararlı olacağı değerlendirilmektedir." değerlendirmesi yapılıyor. 
<br />
<br />MÜFETTİŞTEN MÜSTEŞARA CİDDİ SUÇLAMA: İTİRAZ ETMEDEN İMZALAMIŞ 
<br />
<br />Bu arada protokolle ilgili hazırlanan araştırma raporunda dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ününsan da ağır bir dille eleştiriliyor. 
<br />
<br />Bu durum rapora şöyle yansımış: "Bu protokolün 07.07.1997 tarihinde hangi şartlarda imzalandığı ayrı bir değerlendirme konusu olmakla birlikte, dönemin İçişleri Bakanlığı müsteşarının bu protokole itiraz etmeksizin imzalamış olması da İçişleri Bakanlığı ve mülki idare adına ciddi bir yanılgı olmuştur." 
<br />
<br />
<br />
<br />(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Balyoz darbe planında müdahale aracı olarak görüldüğü ortaya çıkan EMASYA direktifi ile ilgili tartışmalar devam ederken, protokolle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor. </p>
<p>Yıllardır devlet sırrı gibi saklanan protokol daha önce Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında da ihtilaf konusu olmuş. İçişleri Bakanlığı&#8217;nın, 2005 yılında protokolün değiştirilmesi yönünde Genelkurmay Başkanlığı&#8217;na teklifte bulunduğu ancak Genelkurmay&#8217;ın terör olaylarını bahane göstererek bu talebi geri çevirdiği ortaya çıktı. </p>
<p>Bu durum mülkiye müfettişlerinin 27.02.2005 tarih ve 82/8 sayılı araştırma raporunda açıkça belertiliyor. 2 <span id="more-559"></span>8 Şubat muhtırasının ardından hazırlanan ve defalarca kapsamı genişletilerek bugüne gelen protokolün 5442 sayılı İl Kanunu&#8217;nun çizdiği sınıra aykırı olarak alan genişlemesi yapıldığı görüldüğü ifade ediliyor. </p>
<p>Yasanın uygulama esaslarını ayrıntılarıyla düzenlediği ve hakkında ayrıca herhangi bir düzenleyici işlem çıkarılmasına gerek görmediği bir ilde çıkan olaylar konusunda, kendiliğinden hareket edilerek başka bir düzenleme getirilmesinin yetki yönünden 5442 sayılı Kanun&#8217;un 11/D maddesine aykırı olduğu değerlendiriliyor.</p>
<p>KENDİLİĞİNDEN HARAKET VE EMİR KOMUTA KONUSU </p>
<p>27 maddelik protokolün en çok eleştirilen maddeleri ise EMASYA komutanlıklarının mülki amirlerin yardım talebi olmaksızın olaylara müdahale edebilmesine imkan veren 9. maddesi ile protokolde sivil ve askeri kuvvetler arasındaki emir ve komuta ilişkilerini düzenleyen 14. ve 16. madde hükümleri; sanki herhangi bir suretle askeri birliklerden yardım istenilmesi halinde, bölgede aynı konuda görev yapan polis ya da jandarma kuvvetlerinin vali tarafından askeri birliklerle ortak görev yapmak üzere görevlendirilip görevlendirilmediklerine bakılmaksızın otomatik olarak yardıma gelen askeri birlik komutanının emrine gireceği şeklinde düzenleyen maddeleri eleştiriliyor. </p>
<p>Raporun ilgili bölümü şöyle: &#8220;5442 sayılı Kanun&#8217;a yetki, şekil, konu ve maksat yönlerinden aykırı düşmekte, hatta bu yasanın getirdiği düzenlemeyi bütünüyle geçersiz kılmaktadır. Askeri birliklerin güvenlik kuvvetleriyle bastırılamayacak çaptaki olaylara müdahale etmelerinin, ancak valilerin yardım istemeleri durumunda söz konusu olabileceği 5442 Sayılı Yasa&#8217;nın 11/D fıkrasında herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir biçimde belirtilmiştir. Yine belli bir olaya müdahale konusunda askeri birliklerle polis ya da jandarma kuvvetlerinin birlikte görev yapıp yapmayacakları hususu valinin takdirinde olup, askeri ve sivil kuvvetlerin aynı olayla ilgili de olsa ayrı ayrı görevlendirilmeleri durumunda, polis veya jandarma güçlerinin kaçınılmaz olarak askeri birliğin komutasına girmesini öngören düzenlemeler 5442 sayılı Kanuna aykırı düşmektedir.&#8221; </p>
<p>Protokolle ayrıca iç güvenlikten birinci derecede sorumlu olan İçişleri Bakanlığı&#8217;nı bir tarafa bırakılarak, hükümeti bilgilendirme görevini Genelkurmay Başkanlığı İç Güvenlik Harekat Merkezi&#8217;ne verilmesinin İçişleri Bakanlığı&#8217;nın dışlanması anlamına geldiği belirtiliyor. </p>
<p>GENELKURMAY TALEBİ REDDETMİŞ </p>
<p>Raporda, uyulamadan duyulan rahatsızlık nedeniyle İçişleri Bakanlığı Genelkurmay&#8217;dan protokolün değiştirilmesini istiyor. Yeni esasları düzenleyen taslak bir metin görüş ve değerlendirmelerinin alınması amacıyla 04.03.2005 gün ve 1348 sayılı yazıyla Genelkurmay Başkanlığı&#8217;na gönderiliyor. Ancak Genelkurmay Başkanlığı, 8 buçuk ay sonra 21.11.2005 gün ve 3631178 sayılı cevabi yazısında terörü bahane ederek teklifi geri çeviriyor: &#8220;Gerek hazırlanış tekniği gerekse içerdiği ayrıntılar nedeniyle, yürürlükteki protokolün, Kanunun öngördüğü amaca daha fazla hizmet ettiği, buna karşılık yeni taslağın bu açıdan yeterli olmadığı kıymetlendirilmektedir EMASYA direktifinde askeri birlikler ile mülki makamlar ve kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliği ve koordinasyon hususlarına daha fazla açıklık getirilmiştir. Ayrıca, <u>PKK</u> terör örgütünün, yurt içindeki terörist sayısında ve eylemlerindeki artış ile terör örgütü yandaşlarınca düzenlenen son zamanlardaki kanunsuz gösterilerde yaşanan olaylar dikkate alındığında, önümüzdeki günlerde, güvenlik güçlerinin toplumsal olaylar ve terör olayları ile daha sık karşılaşılabileceği kıymetlendirilmektedir. Bu gerekçelerle; etkin olarak uygulanan ve bu güne kadar herhangi bir sıkıntı ile karşılaşılmayan 1997 tarihli Protokolün, bu aşamada değiştirilmesinin gerekli olmadığı, ileride terörün gündemden çıkması durumunda, Protokolün güncellenmesine ihtiyaç duyulması halinde bunun, Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı&#8217;nca oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından yapılabileceği değerlendirilmektedir.&#8221; </p>
<p>&#8220;AÇIKÇA KONUŞULMAMASI SORUN OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ&#8221;</p>
<p>İçişleri müfettişlerinin hazırladığı raporda, EMASYA protokolünden duyulan rahatsızlık ise açıkça ifade ediliyor. </p>
<p>Raporda, &#8220;Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarla, kentlerde yaşayan vatandaşların iç güvenlik hizmetlerini neredeyse birbiriyle hiçbir benzerliği olmayan farklı iki kurumdan (Emniyet-Jandarma) alıyor olmalarının mantıklı bir izahı yapılamamaktadır. Kurumsal ve mesleki taassupların bir yana bırakılarak iç güvenlik hizmetlerinin İçişleri Bakanlığı&#8217;na bağlı tarihi geçmişi ve birikimi olan polis, jandarma ve sahil güvenlik birimleri tarafından başka bir müdahaleye gerek kalmaksızın aynı şartlarla yürütülmesinin sağlanması konusunda gerekli yasal altyapı oluşturulmalıdır. &#8220;görüşüne yer verilirken, &#8220;Bu alandaki konuların açıkça konuşulamıyor, tartışılamıyor olmasının sorun olmadığı manasında yorumlanmaması gerektiği, sivil, askeri ve siyasi otoritelerin bir araya gelerek iç güvenlikle ilgili sorunları ayrıntılı olarak masaya yatırması gerektiği, AB uyum sürecine uygun tedbirlerin gecikmeksizin alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Tüm bunların dışında; olağanüstü ve sıkıyönetim dönemleri hariç, olağan dönemlerde, iç güvenlik konusunda ülkenin bir yöresinde veya tamamında sürekli veya geçici olarak Genelkurmay Başkanlığının veya Kara Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nın doğrudan görev üstlenmesi gerektiği konusunda bir zorunluluk ve/veya siyasi irade varsa, yasa koyucunun bu yönde hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde Kanuni bir düzenleme yapmasının da bu konudaki tartışmaları ve çekişmeleri ortadan kaldırmak açısından yararlı olacağı değerlendirilmektedir.&#8221; değerlendirmesi yapılıyor. </p>
<p>MÜFETTİŞTEN MÜSTEŞARA CİDDİ SUÇLAMA: İTİRAZ ETMEDEN İMZALAMIŞ </p>
<p>Bu arada protokolle ilgili hazırlanan araştırma raporunda dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ününsan da ağır bir dille eleştiriliyor. </p>
<p>Bu durum rapora şöyle yansımış: &#8220;Bu protokolün 07.07.1997 tarihinde hangi şartlarda imzalandığı ayrı bir değerlendirme konusu olmakla birlikte, dönemin İçişleri Bakanlığı müsteşarının bu protokole itiraz etmeksizin imzalamış olması da İçişleri Bakanlığı ve mülki idare adına ciddi bir yanılgı olmuştur.&#8221; </p>
<p>(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/genelkurmay-icisleri-bakanliginin-emasya-ile-ilgili-degisiklik-teklifini-kabul-etmemis-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güven Timlerininoperasyonunda 20 Kilo Esrar Ele Geçirildi (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/guven-timlerininoperasyonunda-20-kilo-esrar-ele-gecirildi-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/guven-timlerininoperasyonunda-20-kilo-esrar-ele-gecirildi-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 16:04:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ele]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Esrar]]></category>
		<category><![CDATA[Geçirildi]]></category>
		<category><![CDATA[Güven]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Timlerininoperasyonunda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=473</guid>
		<description><![CDATA[Taksim'de uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonda 3 kişi gözaltına alındı. Şahısların üzerlerinde ve evlerinde yapılan aramalarda 29 kilo esrar ve 35 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 
<br />
<br />Uyuşturucu satıldığı bilgisi üzerine harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Güven Timleri, Kırlangıç sokakta iki farklı adrese baskın düzenledi. Bu adreslerde ve şüpheli şahısların üzerinde yapılan aramalarda, 20 kilo esrar ve 35 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 
<br />
<br />Mehmet Hayri Y., Tuncay D. ve Mehmet Salih I. İsimli şahıslar, gözaltına alınarak Taksim Polis Merkezi'ne götürüldü. Şüphelile <!--more-->rin, emniyetti işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.  (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Taksim&#8217;de uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonda 3 kişi gözaltına alındı. Şahısların üzerlerinde ve evlerinde yapılan aramalarda 29 kilo esrar ve 35 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. </p>
<p>Uyuşturucu satıldığı bilgisi üzerine harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Güven Timleri, Kırlangıç sokakta iki farklı adrese baskın düzenledi. Bu adreslerde ve şüpheli şahısların üzerinde yapılan aramalarda, 20 kilo esrar ve 35 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. </p>
<p>Mehmet Hayri Y., Tuncay D. ve Mehmet Salih I. İsimli şahıslar, gözaltına alınarak Taksim Polis Merkezi&#8217;ne götürüldü. Şüphelile <span id="more-473"></span>rin, emniyetti işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.  (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/guven-timlerininoperasyonunda-20-kilo-esrar-ele-gecirildi-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köylü Kadın, Erkekler Gurbete Gitmesin Diye 6 Milyon Tl&#8217;lik Fabrika Kuruyor (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/koylu-kadin-erkekler-gurbete-gitmesin-diye-6-milyon-tllik-fabrika-kuruyor-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/koylu-kadin-erkekler-gurbete-gitmesin-diye-6-milyon-tllik-fabrika-kuruyor-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 07:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[Fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[Gitmesin]]></category>
		<category><![CDATA[Gurbete]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Köylü]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruyor]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=412</guid>
		<description><![CDATA[Kırşehir'in Yeşiloba Köyü'nde, işsizlikten yakınan gençleri kurtarmak için kolları sıvayan 38 yaşındaki Saliha Batı, 6 milyon TL'lik süt fabrikası yatırımı için kolları sıvadı. Hazine Müsteşarlığı'ndan teşvik belgesini alan ve nisan ayında fabrikanın temelini atacak olan girişimci Saliha Batı, kuracağı fabrikada peynir, yoğurt, tereyağı üretecek.
<br />
<br />Kırşehir merkeze bağlı Yeşiloba Köyü'nde ikamet eden 3 çocuk annesi Saliha Batı, köyde yaşanan geçim sıkıntısı ve işsizlik nedeniyle radikal bir karar alarak, kendi tarlasına 6 milyon TL'lik yatırım yapmaya karar verdi. Köyde yaşayan gençlerin işsizlik nedeniyle gurbete gittiği <!--more-->ni ve bu nedenle köyde tüm yükün kadınların üzerinde olduğunu söyleyen Saliha Batı, "Kocalarımız para için büyük şehirlere çalışmaya gidiyor. Böyle olunca da köyde yaşam tamamen kadınlarımızın üzerine kuruluyor. Hem köy kadınlarımızın hem de kocalarımızın rahat bir geçim sağlaması ve iş imkânı bulmaları için kendi tarlama yatırım yapacağım. Tarlama tesis kurup içerisinde hayvancılık, süt ve süt ürünleri, peynir gibi gıda üretimi yapacağım. Tesisi kurduktan sonra kendi köyümle birlikte çevre köylerden 150 kadın ve erkek burada iş imkânı bulacak. Kocalarımız gurbete düşmeyecek ve kadınlarımız da bundan sonraki hayatlarını rahat yaşayacaklar" dedi. 
<br />
<br />Köy kadını Saliha Batı'nın maddi imkânsızlık nedeniyle yıllar önce okuduğu üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığı ve yaşadıkları sıkıntıların köyün diğer kadınlar tarafından yaşanmaması için girişimde bulunduğu öğrenilirken, sabahın erken saatlerinde işe koyulan Batı, akşama kadar çalışırken traktör üzerinde tarlasına gidiyor.
<br />
<br />Ahırda baktığı hayvanlarına yem veren Saliha Batı, kovalarla evine köy çeşmesinde su taşıyor ve hayvanlarını yabanda otlatıp akşam evine dönüyor. 
<br />
<br />Yatırım yapacağı tarlada şimdiden çalışmalara başlayan Saliha Batı, köyün gençlerinin ve kadınlarının tek umudu olarak görülüyor. 
<br />
<br />(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırşehir&#8217;in Yeşiloba Köyü&#8217;nde, işsizlikten yakınan gençleri kurtarmak için kolları sıvayan 38 yaşındaki Saliha Batı, 6 milyon TL&#8217;lik süt fabrikası yatırımı için kolları sıvadı. Hazine Müsteşarlığı&#8217;ndan teşvik belgesini alan ve nisan ayında fabrikanın temelini atacak olan girişimci Saliha Batı, kuracağı fabrikada peynir, yoğurt, tereyağı üretecek.</p>
<p>Kırşehir merkeze bağlı Yeşiloba Köyü&#8217;nde ikamet eden 3 çocuk annesi Saliha Batı, köyde yaşanan geçim sıkıntısı ve işsizlik nedeniyle radikal bir karar alarak, kendi tarlasına 6 milyon TL&#8217;lik yatırım yapmaya karar verdi. Köyde yaşayan gençlerin işsizlik nedeniyle gurbete gittiği <span id="more-412"></span>ni ve bu nedenle köyde tüm yükün kadınların üzerinde olduğunu söyleyen Saliha Batı, &#8220;Kocalarımız para için büyük şehirlere çalışmaya gidiyor. Böyle olunca da köyde yaşam tamamen kadınlarımızın üzerine kuruluyor. Hem köy kadınlarımızın hem de kocalarımızın rahat bir geçim sağlaması ve iş imkânı bulmaları için kendi tarlama yatırım yapacağım. Tarlama tesis kurup içerisinde hayvancılık, süt ve süt ürünleri, peynir gibi gıda üretimi yapacağım. Tesisi kurduktan sonra kendi köyümle birlikte çevre köylerden 150 kadın ve erkek burada iş imkânı bulacak. Kocalarımız gurbete düşmeyecek ve kadınlarımız da bundan sonraki hayatlarını rahat yaşayacaklar&#8221; dedi. </p>
<p>Köy kadını Saliha Batı&#8217;nın maddi imkânsızlık nedeniyle yıllar önce okuduğu üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığı ve yaşadıkları sıkıntıların köyün diğer kadınlar tarafından yaşanmaması için girişimde bulunduğu öğrenilirken, sabahın erken saatlerinde işe koyulan Batı, akşama kadar çalışırken traktör üzerinde tarlasına gidiyor.</p>
<p>Ahırda baktığı hayvanlarına yem veren Saliha Batı, kovalarla evine köy çeşmesinde su taşıyor ve hayvanlarını yabanda otlatıp akşam evine dönüyor. </p>
<p>Yatırım yapacağı tarlada şimdiden çalışmalara başlayan Saliha Batı, köyün gençlerinin ve kadınlarının tek umudu olarak görülüyor. </p>
<p>(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/koylu-kadin-erkekler-gurbete-gitmesin-diye-6-milyon-tllik-fabrika-kuruyor-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihin Şanlı Sayfalarından Günümüze Ankara Valiliği Binası (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/tarihin-sanli-sayfalarindan-gunumuze-ankara-valiligi-binasi-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/tarihin-sanli-sayfalarindan-gunumuze-ankara-valiligi-binasi-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 10:55:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Binası]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüze]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Sayfalarından]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihin]]></category>
		<category><![CDATA[Valiliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=353</guid>
		<description><![CDATA[<img src='http://img.haberler.com/haber/848/tarihin-sanli-sayfalarindan-gunumuze-ankara-1864848_o.jpg' /><br />Tarihi kayıtlarına göre 17. yüzyılın başlarına kadar sancak beyinin ikameti için devlet tarafından yaptırılmış belirli bir bina bulunmayan Ankara'da ilk resmi yapı, 1824 tarihinde Seyyit Mehmed Âlim Efendi'nin Hacı Halil Ağa kızı Ümmühan Hanım'dan Tulice Mahallesi'ndeki "Hacı Abdi Paşa Konağı"nı vilayet halkı adına satın almış. Böylelikle kamu malları arasına katılan konak, resmî hizmet binası olarak kullanılmaya başlanmış. 
<br />
<br />1897 yılında ise Ankara Valisi Abidin Paşa tarafından sözü edilen konağın yerine bugünkü Hükümet Konağı'nın inşa edilmesi ile bugün başkent olan Ankara devlet eli ile yapılan ilk resmi yapısına kavu <!--more-->şmuş. İnşa edildiği dönemde askeri talimler de yapılan bu binada uzun yıllar memleket işleri yürütülmüş. Hükümet Konağı, Kurtuluş Savaşı dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yılları için de büyük önem taşıyor.
<br />
<br />Yunanlıların İzmir'i işgali nedeniyle Mustafa Kemal Paşa'nın 28 Mayıs 1919'da milleti mitingler yapmaya çağırması üzerine hemen ertesi gün 29 Mayıs 1919'da Ankara'da Hükümet Konağı önünde ilk miting yapılmış ve Ankaralılar Millî Mücadele'ye desteklerini ilk kez bu coşkulu mitingle ifade etmişler.
<br />
<br />Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, 27 Aralık 1919'da, Ankara'ya geldiklerinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Temsiliye Heyeti üyeleri, Ulema, Seğmenler ve Ankara halkının katıldığı coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanmış. Gölbaşı'nda karşılanan Mustafa Kemal Paşa, Dikmen sırtlarından Yenişehir - Radyoevi-Ulus Meydanı yoluyla Hükümet Konağı'na gelmiş.
<br />
<br />Enver Behnan Şapolyo'nun, "Atatürk ve Seymen Alayı" kitabında anlattığı üzere; davullar zurnalar, halkın coşkulu tezahüratları ve Seğmenlerin zeybek oyunları ile karşılanan Mustafa Kemal Paşa, gün boyu hem halk ile kucaklaşmış hem de çok önemli toplantılar yapmış.
<br />
<br />Mustafa Kemal Paşa, o gün Hükümet Meydanı'nda yapılan merasimin ardından, Hükümet Konağı'nda kendisi için hazırlanan odada bir süre dinlenmiş. Bu oda, Kurtuluş Savaşı yıllarında Atatürk'ün Ankara'da kullandığı ilk çalışma odası olmuş ve çok önemli kararlar burada alınmış. Bu odanın Atatürk'ün başkanlığındaki ilk bakanlar kurulu toplantısına da ev sahipliği yaptığı biliniyor.
<br />
<br />Ankara Valiliği Hizmet Binası, 23 Nisan 1920 tarihinden itibaren <u>TBMM</u> hükümetinin çalışma mekânı olarak da değerlendirildi. Ankara'da bakanlıkların çalışması için yeterli yapı bulunmaması nedeniyle, dört bakanlık dışındaki bakanlıkları bünyesinde toplayan Vilayet Konağı o dönemde en önemli yönetim merkezi oldu.
<br />
<br />BİRÇOK KEZ ONARIMDAN GEÇİRİLDİ
<br />
<br />Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze, Ankara Valiliği Hizmet Binası olarak kullanılan bu bina, ihtiyaç duyulan zamanlarda küçük onarımlardan geçirildi. 2006 yılında ise aslına uygun olarak binanın restorasyon çalışmalarına başlandı. Uzun ve hassas bir çalışma sürecinin ardından bina yeniden hizmete açıldı.
<br />
<br />Ulus Hükümet Meydanı'nda bulunan Ankara Valiliği Binası, Hükümet Meydanı'nın kuzeyinde yer alıyor. Ankara'nın en eski kamu binalarından biri olan Ulus'taki tarihi valilik binasının restorasyon çalışmalarına 2006 yılında başlandı. Ankara Valiliği tarafından başlatılan restorasyon projesi; <u>TOKİ</u>'nin finansmanı ve denetiminde üstlenici firmanın titiz çalışmaları, Ankara İl Özel İdaresi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün katkıları ile orijinaline uygun şekilde yürütülerek, başarı ile tamamlandı.
<br />
<br />Tarihi binasının yeniden hizmete açılışı 27 Aralık 2009 Pazar günü gerçekleştirildi. Atatürk'ün 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelişinin 90. yıldönümünde yapıldı. Hükümet Konağı ve civarını kapsayan alanın eski dönemlere ait kalıntılar açısından çok zengin olduğu öteden beri biliniyor.
<br />
<br />Bu nedenle tarihi binanın restorasyon çalışmaları devam ederken, bir yandan da binanın bahçesinde Roma Yolu kazı çalışmaları yürütüldü. Kazılarda bulunan tarihi eserler, Valilik Binası'nın önünde orijinal bir yöntem ile sergilenmeye başlandı. Türkiye'de bir ilk niteliği taşıyan bu sergileme yönteminde; kazılarda bulunan eserler açık havada, yer altında bulunan ve üzeri cam ile kaplanmış bir bölmenin içinde yer alıyor. 
<br />
<br />BİNANIN MİMARİ ÖZELLİKLERİ
<br />
<br />Simetrik bir plan düzenlemesine sahip ve tipik bir Osmanlı Geç Dönem Mimarlık yapısı olan binaya, meydana bakan tarafından giriliyor ve üç kollu görkemli bir merdivenle üst kata çıkılıyor. Aynı plana sahip olan her iki katta da merdivenin iki yanında uzun geniş koridorlara açılan büro mekânları yerleştirildi.
<br />
<br />Üst katta ortada, merdivenin bulunduğu bölümün tavanından aydınlatma sağlanıyor. Ayrıca koridorların herk iki ucunda, hem alt katta, hem de üst katta üçlü, mermer sütunlu ve sivri kemerli pencere düzenlemesi dikkati çekiyor. Simetrik bir anlayışla tasarlanmış yapının ön ve arka cephelerinin orta bölümü ile köşeleri dışa doğru taşırılarak cephe hareketlendirildi.
<br />
<br />Giriş cephesinin ortasındaki basık kemerli mermer kapı ile üzerindeki sivri kemerli mermer pencere ilginç bir kompozisyon oluşturuyor. Arka cepheye ise orta ekseni vurgulamak için iki kat boyunca devam eden Ankara taşından yapılmış geniş bir silme ile çevrili kemerli bir pencere yerleştirilmiş.
<br />
<br />Yapının dört cephesinde de kilit taşı dışa doğru taşan, basık kemerli düz silme ile çevrelenmiş pencereler yer alıyor. Yan cephelerde, koridorların ışık almalarını sağlayan sivri kemerli mermer pencere düzenlemeleri hemen dikkati çekiyor. Birinci kat ile ikinci kat arasında ve ikinci katın bitimindeki silme, yapının bütün cephelerini kuşatıyor. (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://img.haberler.com/haber/848/tarihin-sanli-sayfalarindan-gunumuze-ankara-1864848_o.jpg' /><br />Tarihi kayıtlarına göre 17. yüzyılın başlarına kadar sancak beyinin ikameti için devlet tarafından yaptırılmış belirli bir bina bulunmayan Ankara&#8217;da ilk resmi yapı, 1824 tarihinde Seyyit Mehmed Âlim Efendi&#8217;nin Hacı Halil Ağa kızı Ümmühan Hanım&#8217;dan Tulice Mahallesi&#8217;ndeki &#8220;Hacı Abdi Paşa Konağı&#8221;nı vilayet halkı adına satın almış. Böylelikle kamu malları arasına katılan konak, resmî hizmet binası olarak kullanılmaya başlanmış. </p>
<p>1897 yılında ise Ankara Valisi Abidin Paşa tarafından sözü edilen konağın yerine bugünkü Hükümet Konağı&#8217;nın inşa edilmesi ile bugün başkent olan Ankara devlet eli ile yapılan ilk resmi yapısına kavu <span id="more-353"></span>şmuş. İnşa edildiği dönemde askeri talimler de yapılan bu binada uzun yıllar memleket işleri yürütülmüş. Hükümet Konağı, Kurtuluş Savaşı dönemi ve Cumhuriyet&#8217;in ilk yılları için de büyük önem taşıyor.</p>
<p>Yunanlıların İzmir&#8217;i işgali nedeniyle Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın 28 Mayıs 1919&#8242;da milleti mitingler yapmaya çağırması üzerine hemen ertesi gün 29 Mayıs 1919&#8242;da Ankara&#8217;da Hükümet Konağı önünde ilk miting yapılmış ve Ankaralılar Millî Mücadele&#8217;ye desteklerini ilk kez bu coşkulu mitingle ifade etmişler.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, 27 Aralık 1919&#8242;da, Ankara&#8217;ya geldiklerinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8217;nin Temsiliye Heyeti üyeleri, Ulema, Seğmenler ve Ankara halkının katıldığı coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanmış. Gölbaşı&#8217;nda karşılanan Mustafa Kemal Paşa, Dikmen sırtlarından Yenişehir &#8211; Radyoevi-Ulus Meydanı yoluyla Hükümet Konağı&#8217;na gelmiş.</p>
<p>Enver Behnan Şapolyo&#8217;nun, &#8220;Atatürk ve Seymen Alayı&#8221; kitabında anlattığı üzere; davullar zurnalar, halkın coşkulu tezahüratları ve Seğmenlerin zeybek oyunları ile karşılanan Mustafa Kemal Paşa, gün boyu hem halk ile kucaklaşmış hem de çok önemli toplantılar yapmış.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, o gün Hükümet Meydanı&#8217;nda yapılan merasimin ardından, Hükümet Konağı&#8217;nda kendisi için hazırlanan odada bir süre dinlenmiş. Bu oda, Kurtuluş Savaşı yıllarında Atatürk&#8217;ün Ankara&#8217;da kullandığı ilk çalışma odası olmuş ve çok önemli kararlar burada alınmış. Bu odanın Atatürk&#8217;ün başkanlığındaki ilk bakanlar kurulu toplantısına da ev sahipliği yaptığı biliniyor.</p>
<p>Ankara Valiliği Hizmet Binası, 23 Nisan 1920 tarihinden itibaren <u>TBMM</u> hükümetinin çalışma mekânı olarak da değerlendirildi. Ankara&#8217;da bakanlıkların çalışması için yeterli yapı bulunmaması nedeniyle, dört bakanlık dışındaki bakanlıkları bünyesinde toplayan Vilayet Konağı o dönemde en önemli yönetim merkezi oldu.</p>
<p>BİRÇOK KEZ ONARIMDAN GEÇİRİLDİ</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze, Ankara Valiliği Hizmet Binası olarak kullanılan bu bina, ihtiyaç duyulan zamanlarda küçük onarımlardan geçirildi. 2006 yılında ise aslına uygun olarak binanın restorasyon çalışmalarına başlandı. Uzun ve hassas bir çalışma sürecinin ardından bina yeniden hizmete açıldı.</p>
<p>Ulus Hükümet Meydanı&#8217;nda bulunan Ankara Valiliği Binası, Hükümet Meydanı&#8217;nın kuzeyinde yer alıyor. Ankara&#8217;nın en eski kamu binalarından biri olan Ulus&#8217;taki tarihi valilik binasının restorasyon çalışmalarına 2006 yılında başlandı. Ankara Valiliği tarafından başlatılan restorasyon projesi; <u>TOKİ</u>&#8216;nin finansmanı ve denetiminde üstlenici firmanın titiz çalışmaları, Ankara İl Özel İdaresi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü&#8217;nün katkıları ile orijinaline uygun şekilde yürütülerek, başarı ile tamamlandı.</p>
<p>Tarihi binasının yeniden hizmete açılışı 27 Aralık 2009 Pazar günü gerçekleştirildi. Atatürk&#8217;ün 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;ya gelişinin 90. yıldönümünde yapıldı. Hükümet Konağı ve civarını kapsayan alanın eski dönemlere ait kalıntılar açısından çok zengin olduğu öteden beri biliniyor.</p>
<p>Bu nedenle tarihi binanın restorasyon çalışmaları devam ederken, bir yandan da binanın bahçesinde Roma Yolu kazı çalışmaları yürütüldü. Kazılarda bulunan tarihi eserler, Valilik Binası&#8217;nın önünde orijinal bir yöntem ile sergilenmeye başlandı. Türkiye&#8217;de bir ilk niteliği taşıyan bu sergileme yönteminde; kazılarda bulunan eserler açık havada, yer altında bulunan ve üzeri cam ile kaplanmış bir bölmenin içinde yer alıyor. </p>
<p>BİNANIN MİMARİ ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Simetrik bir plan düzenlemesine sahip ve tipik bir Osmanlı Geç Dönem Mimarlık yapısı olan binaya, meydana bakan tarafından giriliyor ve üç kollu görkemli bir merdivenle üst kata çıkılıyor. Aynı plana sahip olan her iki katta da merdivenin iki yanında uzun geniş koridorlara açılan büro mekânları yerleştirildi.</p>
<p>Üst katta ortada, merdivenin bulunduğu bölümün tavanından aydınlatma sağlanıyor. Ayrıca koridorların herk iki ucunda, hem alt katta, hem de üst katta üçlü, mermer sütunlu ve sivri kemerli pencere düzenlemesi dikkati çekiyor. Simetrik bir anlayışla tasarlanmış yapının ön ve arka cephelerinin orta bölümü ile köşeleri dışa doğru taşırılarak cephe hareketlendirildi.</p>
<p>Giriş cephesinin ortasındaki basık kemerli mermer kapı ile üzerindeki sivri kemerli mermer pencere ilginç bir kompozisyon oluşturuyor. Arka cepheye ise orta ekseni vurgulamak için iki kat boyunca devam eden Ankara taşından yapılmış geniş bir silme ile çevrili kemerli bir pencere yerleştirilmiş.</p>
<p>Yapının dört cephesinde de kilit taşı dışa doğru taşan, basık kemerli düz silme ile çevrelenmiş pencereler yer alıyor. Yan cephelerde, koridorların ışık almalarını sağlayan sivri kemerli mermer pencere düzenlemeleri hemen dikkati çekiyor. Birinci kat ile ikinci kat arasında ve ikinci katın bitimindeki silme, yapının bütün cephelerini kuşatıyor. (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/tarihin-sanli-sayfalarindan-gunumuze-ankara-valiligi-binasi-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tedavi Edilmeyen Sarılık, Bebeklerde Zeka Bozukluğuna Sebep Oluyor (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/tedavi-edilmeyen-sarilik-bebeklerde-zeka-bozukluguna-sebep-oluyor-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/tedavi-edilmeyen-sarilik-bebeklerde-zeka-bozukluguna-sebep-oluyor-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 08:30:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[Bozukluğuna]]></category>
		<category><![CDATA[Edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Sarılık]]></category>
		<category><![CDATA[Sebep]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan bebeklerde çeşitli nedenlerle görülen sarılık, tedavi edilmediği takdirde beyinde ciddi hasarlara neden oluyor. Zeka bozukluğu başta olmak üzere, sağırlık, öğrenme güçlüğü, istemsiz hareketler, spastisite ve zeka geriliği gibi etkiler görülebiliyor. Bebeklerde sarılık doğar doğmaz yapılan bir takım testlerle anlaşılabilirken özellikle gözde ve ciltteki sarı renk hastalığın habercisi olarak biliniyor. Kayseri Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, yeni doğan bebeklerde en sık görülen klinik bulgulardan birisi olan sarılığın, tedavi edilmemesi halinde ciddi s <!--more-->ağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulundu. 
<br />
<br />Sarılığı, 'vücuttaki yaşlı veya işlevsiz alyuvarların karaciğer, dalak ve kemik iliğinde parçalanması sonucunda oluşan hemoglobinin yıkım ürünlerinden bilirubin denilen maddenin kanda artması sonucu ciltte oluşturduğu bulgu' olarak açıklayan Prof. Dr. Kendirci, bu maddenin vücuttan atılması gerektiğini söyledi.
<br />
<br />Bu işlemden sonra hastalığın safra yoluyla bağırsaklara geçerek atılabileceğine dikkat çeken Kendirci, "Eğer altta yatan ciddi bir neden yoksa yeni doğan sarılığı, yaşamın ilk 24 saatinden sonra görülür. Zamanında doğmuş bir bebekte ilk 7 günden sonra, erken doğmuş bebeklerde ise ilk 10 günden sonra görülmez. Aksi halde uzamış sarılıktan söz edilir ve ayrıntılı incelenmesi gerekir." dedi. 
<br />
<br />Doğum öncesi yaşamda bebeklerin alyuvarlarının oksijen taşıma kapasitelerinin daha fazla olması gerektiğinden alyuvar kitlesinin erişkin insana göre daha fazla olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kendirci, kandaki ömürlerinin de erişkinlere göre daha kısa olduğunu, dolayısıyla erişkine göre yeni doğan bebekte fazla sayıda alyuvarın daha kısa sürede parçalandığını kaydetti. Artmış bilirubin yüküne karşın yeni doğan bebeğin karaciğerinin bu yükü arındıracak kadar olgunlaşmamış olduğunu aktaran Kendirci, "Bu nedenle biliruninin kandan temizlenmesi zaman alır ve ciltte sarılık ortaya çıkar. Prematüre dediğimiz zamanından önce doğmuş bebeklerde ise yeterince olgun olmadıklarından sarılık daha sık ve daha yüksek değerlerle karşımıza çıkar. Anne sütüyle beslenen bebekler erken dönemde sararabilirler. Ancak bu durumda bebeğin temel besin kaynağı olan anne sütü kesilmemelidir. Tersine daha sık emzirilerek bebeğin sıvı ve kalori gereksinimi giderilmelidir." şeklinde konuştu. 
<br />
<br />Konjuge olmamış bilirubinin kanda çok yüksek düzeylere eriştiğinde yeni doğan bebeğin sinir sistemi üzerinde çok ciddi kalıcı hasarlara neden olabileceğine değinen Prof. Dr. Kendirci, bilirubinin kanda çok yüksek düzeylere eriştiğinde, kan-beyin engelini aşarak yağdan zengin bir organ olan beyinde birikerek ciddi zedelenmelere yol açacağını vurguladı. Bu zedelenmelerin, etkilenmenin derecesine göre, sağırlık, öğrenme güçlüğü, istemsiz hareketler, spastisite, zeka geriliği gibi etkenlere yol açabileceği uyarısında bulunan Kendirci, "Yeni doğan sarılığı önce gözlerin beyazında ortaya çıkar, bilirubin düzeyleri arttıkça yüzde, gövdede belirgin hale gelir. Özellikle sarılık bacakların üst kısmında görülmeye başlandığında cilde basmakla kaybolmayan sarı bir renk gözleniyorsa; bu durum, bilirubinin kanda yüksek düzeylere eriştiğinin işareti olabilir. Ancak özellikle deneyimsiz anne-babaların gövdede sarılık belirgin hale geldiğinde hekimlerine başvurması gerekir. Eğer gerekli görülürse bebekten topuktan alınacak az bir miktar kanla kandaki bilirubin düzeyleri tetkik edilebilir." açıklamasında bulundu. 
<br />
<br />AİLE'NİN YAPACAKLARI
<br />
<br />Bebeğin anne tarafından sık sık emzirilmesi teşvik edilmeli ve anneye yardımcı olunmadır. Uzun süre beslenemeyen bebeklerin daha çok sararacağı unutulmamalıdır. Her ne kadar yeni doğan bebeklerin büyük çoğunluğunda sarılık gözleniyorsa da, bunların bir kısmı tedavi gerektirdiğinden; sarılık fark edildiğinde bebek dikkatle gözlenmeli, sarılık gövdede belirgin olduğunda bir çocuk hekimiyle temas kurulmalıdır. Özellikle emmede zayıflık, sürekli uyuma, normal hareketlerinin azalması, geç dönemde tiz sesli ağlama ve vücutta kasılma kanda bilirubinin çok artığının göstergesi olabilir. Zaman yitirmeden hekime başvurulmalıdır. (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan bebeklerde çeşitli nedenlerle görülen sarılık, tedavi edilmediği takdirde beyinde ciddi hasarlara neden oluyor. Zeka bozukluğu başta olmak üzere, sağırlık, öğrenme güçlüğü, istemsiz hareketler, spastisite ve zeka geriliği gibi etkiler görülebiliyor. Bebeklerde sarılık doğar doğmaz yapılan bir takım testlerle anlaşılabilirken özellikle gözde ve ciltteki sarı renk hastalığın habercisi olarak biliniyor. Kayseri Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, yeni doğan bebeklerde en sık görülen klinik bulgulardan birisi olan sarılığın, tedavi edilmemesi halinde ciddi s <span id="more-314"></span>ağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulundu. </p>
<p>Sarılığı, &#8216;vücuttaki yaşlı veya işlevsiz alyuvarların karaciğer, dalak ve kemik iliğinde parçalanması sonucunda oluşan hemoglobinin yıkım ürünlerinden bilirubin denilen maddenin kanda artması sonucu ciltte oluşturduğu bulgu&#8217; olarak açıklayan Prof. Dr. Kendirci, bu maddenin vücuttan atılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bu işlemden sonra hastalığın safra yoluyla bağırsaklara geçerek atılabileceğine dikkat çeken Kendirci, &#8220;Eğer altta yatan ciddi bir neden yoksa yeni doğan sarılığı, yaşamın ilk 24 saatinden sonra görülür. Zamanında doğmuş bir bebekte ilk 7 günden sonra, erken doğmuş bebeklerde ise ilk 10 günden sonra görülmez. Aksi halde uzamış sarılıktan söz edilir ve ayrıntılı incelenmesi gerekir.&#8221; dedi. </p>
<p>Doğum öncesi yaşamda bebeklerin alyuvarlarının oksijen taşıma kapasitelerinin daha fazla olması gerektiğinden alyuvar kitlesinin erişkin insana göre daha fazla olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kendirci, kandaki ömürlerinin de erişkinlere göre daha kısa olduğunu, dolayısıyla erişkine göre yeni doğan bebekte fazla sayıda alyuvarın daha kısa sürede parçalandığını kaydetti. Artmış bilirubin yüküne karşın yeni doğan bebeğin karaciğerinin bu yükü arındıracak kadar olgunlaşmamış olduğunu aktaran Kendirci, &#8220;Bu nedenle biliruninin kandan temizlenmesi zaman alır ve ciltte sarılık ortaya çıkar. Prematüre dediğimiz zamanından önce doğmuş bebeklerde ise yeterince olgun olmadıklarından sarılık daha sık ve daha yüksek değerlerle karşımıza çıkar. Anne sütüyle beslenen bebekler erken dönemde sararabilirler. Ancak bu durumda bebeğin temel besin kaynağı olan anne sütü kesilmemelidir. Tersine daha sık emzirilerek bebeğin sıvı ve kalori gereksinimi giderilmelidir.&#8221; şeklinde konuştu. </p>
<p>Konjuge olmamış bilirubinin kanda çok yüksek düzeylere eriştiğinde yeni doğan bebeğin sinir sistemi üzerinde çok ciddi kalıcı hasarlara neden olabileceğine değinen Prof. Dr. Kendirci, bilirubinin kanda çok yüksek düzeylere eriştiğinde, kan-beyin engelini aşarak yağdan zengin bir organ olan beyinde birikerek ciddi zedelenmelere yol açacağını vurguladı. Bu zedelenmelerin, etkilenmenin derecesine göre, sağırlık, öğrenme güçlüğü, istemsiz hareketler, spastisite, zeka geriliği gibi etkenlere yol açabileceği uyarısında bulunan Kendirci, &#8220;Yeni doğan sarılığı önce gözlerin beyazında ortaya çıkar, bilirubin düzeyleri arttıkça yüzde, gövdede belirgin hale gelir. Özellikle sarılık bacakların üst kısmında görülmeye başlandığında cilde basmakla kaybolmayan sarı bir renk gözleniyorsa; bu durum, bilirubinin kanda yüksek düzeylere eriştiğinin işareti olabilir. Ancak özellikle deneyimsiz anne-babaların gövdede sarılık belirgin hale geldiğinde hekimlerine başvurması gerekir. Eğer gerekli görülürse bebekten topuktan alınacak az bir miktar kanla kandaki bilirubin düzeyleri tetkik edilebilir.&#8221; açıklamasında bulundu. </p>
<p>AİLE&#8217;NİN YAPACAKLARI</p>
<p>Bebeğin anne tarafından sık sık emzirilmesi teşvik edilmeli ve anneye yardımcı olunmadır. Uzun süre beslenemeyen bebeklerin daha çok sararacağı unutulmamalıdır. Her ne kadar yeni doğan bebeklerin büyük çoğunluğunda sarılık gözleniyorsa da, bunların bir kısmı tedavi gerektirdiğinden; sarılık fark edildiğinde bebek dikkatle gözlenmeli, sarılık gövdede belirgin olduğunda bir çocuk hekimiyle temas kurulmalıdır. Özellikle emmede zayıflık, sürekli uyuma, normal hareketlerinin azalması, geç dönemde tiz sesli ağlama ve vücutta kasılma kanda bilirubinin çok artığının göstergesi olabilir. Zaman yitirmeden hekime başvurulmalıdır. (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/tedavi-edilmeyen-sarilik-bebeklerde-zeka-bozukluguna-sebep-oluyor-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahte Talih Kuşuna Karşı Para Gibi Bilet Basıldı, Ama İşe Yaramadı (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/sahte-talih-kusuna-karsi-para-gibi-bilet-basildi-ama-ise-yaramadi-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/sahte-talih-kusuna-karsi-para-gibi-bilet-basildi-ama-ise-yaramadi-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 10:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Basıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilet]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[İşe]]></category>
		<category><![CDATA[Karşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşuna]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>
		<category><![CDATA[Sahte]]></category>
		<category><![CDATA[Talih]]></category>
		<category><![CDATA[Yaramadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Yılbaşı biletlerini bayilere göndermeye başlayan Milli Piyango İdaresi (MP), bu yıl sahtecilere karşı Merkez Bankası'nın taktiklerini kullandı. Filigranlı özel kağıtlara basılan biletler ışığa tutulduğunda, içinde Milli Piyango amblemi görülüyor. Ayrıca sol üst köşesindeki MP amblemiyle sağ alt köşedeki talih kuşu, sahteciliği önlemek için özel turuncu mürekkeple basılıyor. Milli Piyango biletleri, Merkez Bankası Banknot Matbaası'nda basılıyor. Polisin son operasyonunda 100 bin sahte bilet basıldığı ortaya çıktı. Sahtekarların, ayrıca çekiliş şifresinin bile alıp kopyaladığı belirlendi. 
<br />
<br />Büyük ikramiyenin 30 milyon lira  <!--more-->olarak belirlendiği özel çekilişte, 1 adet 5 milyon, 5 adet de 1'er milyon lira dağıtılacağını belirten Milli Piyango Dairesi Başkanı Ekrem Gürsoy, bu yüzden büyük önem verdikleri sahtecilikle mücadele konusunda attıkları adımları Cihan'a anlattı. Rakam yüksek olunca biletlere rağbetin büyük olacağına işaret eden Gürsoy, biletlerinin sahtelerinden ayrılması için bazı tedbirler aldıklarını söyledi. Bilet alanların, sol üst köşesindeki milli piyango amblemiyle, sağ alt köşedeki talih kuşuna dikkat etmelerini istedi. Bunların basımının sahteciliği önlemek için özel turuncu mürekkeple yapıldığını vurguladı ve ekledi: 'Bunu görsünler.' 
<br />
<br />Bilet almak isteyenlerin Milli Piyango ruhsatı taşıyan seyyar ve sabit bayileri tercih etmelerini tavsiye eden Milli Piyango Dairesi Başkanı Gürsoy, şunları söyledi: "Yılbaşı biletlerinin dağıtımı 12 Kasım itibariyle başladı. Sahte bilet söylentileri zaman zaman çıkıyor. Ama Milli Piyango biletleri, Merkez Bankası Banknot Matbaası'nda basılıyor. Güvenlik açısından para değerinde. Filigranlı özel kağıtlara basılıyor. Biletlerimizin içinde Milli Piyango amblemi görülür, ışığa tutulduğunda. Vatandaşlarımız daha basit bir yöntemle sahte olup olmadığını anlayabilir. Milli piyango biletimizin sol üst köşesindeki milli piyango amblemiyle sağ alt köşedeki talih kuşumuzun özel mürekkeple turuncu renkle sahteciliği önlemek için basımı yapılıyor. Bunu görsünler. Milli Piyango ruhsatı taşıyan seyyar ve sabit bayilerden kuşkuya düşmeden alabilirler." (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yılbaşı biletlerini bayilere göndermeye başlayan Milli Piyango İdaresi (MP), bu yıl sahtecilere karşı Merkez Bankası&#8217;nın taktiklerini kullandı. Filigranlı özel kağıtlara basılan biletler ışığa tutulduğunda, içinde Milli Piyango amblemi görülüyor. Ayrıca sol üst köşesindeki MP amblemiyle sağ alt köşedeki talih kuşu, sahteciliği önlemek için özel turuncu mürekkeple basılıyor. Milli Piyango biletleri, Merkez Bankası Banknot Matbaası&#8217;nda basılıyor. Polisin son operasyonunda 100 bin sahte bilet basıldığı ortaya çıktı. Sahtekarların, ayrıca çekiliş şifresinin bile alıp kopyaladığı belirlendi. </p>
<p>Büyük ikramiyenin 30 milyon lira  <span id="more-278"></span>olarak belirlendiği özel çekilişte, 1 adet 5 milyon, 5 adet de 1&#8242;er milyon lira dağıtılacağını belirten Milli Piyango Dairesi Başkanı Ekrem Gürsoy, bu yüzden büyük önem verdikleri sahtecilikle mücadele konusunda attıkları adımları Cihan&#8217;a anlattı. Rakam yüksek olunca biletlere rağbetin büyük olacağına işaret eden Gürsoy, biletlerinin sahtelerinden ayrılması için bazı tedbirler aldıklarını söyledi. Bilet alanların, sol üst köşesindeki milli piyango amblemiyle, sağ alt köşedeki talih kuşuna dikkat etmelerini istedi. Bunların basımının sahteciliği önlemek için özel turuncu mürekkeple yapıldığını vurguladı ve ekledi: &#8216;Bunu görsünler.&#8217; </p>
<p>Bilet almak isteyenlerin Milli Piyango ruhsatı taşıyan seyyar ve sabit bayileri tercih etmelerini tavsiye eden Milli Piyango Dairesi Başkanı Gürsoy, şunları söyledi: &#8220;Yılbaşı biletlerinin dağıtımı 12 Kasım itibariyle başladı. Sahte bilet söylentileri zaman zaman çıkıyor. Ama Milli Piyango biletleri, Merkez Bankası Banknot Matbaası&#8217;nda basılıyor. Güvenlik açısından para değerinde. Filigranlı özel kağıtlara basılıyor. Biletlerimizin içinde Milli Piyango amblemi görülür, ışığa tutulduğunda. Vatandaşlarımız daha basit bir yöntemle sahte olup olmadığını anlayabilir. Milli piyango biletimizin sol üst köşesindeki milli piyango amblemiyle sağ alt köşedeki talih kuşumuzun özel mürekkeple turuncu renkle sahteciliği önlemek için basımı yapılıyor. Bunu görsünler. Milli Piyango ruhsatı taşıyan seyyar ve sabit bayilerden kuşkuya düşmeden alabilirler.&#8221; (CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/sahte-talih-kusuna-karsi-para-gibi-bilet-basildi-ama-ise-yaramadi-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Molotoflarda Kullanılan Benzin, Araçların Depolarından Hortumla Çalınıyor (Özel)</title>
		<link>http://www.havacilik.gen.tr/molotoflarda-kullanilan-benzin-araclarin-depolarindan-hortumla-caliniyor-Ozel.html</link>
		<comments>http://www.havacilik.gen.tr/molotoflarda-kullanilan-benzin-araclarin-depolarindan-hortumla-caliniyor-Ozel.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 13:01:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[(Özel)]]></category>
		<category><![CDATA[Araçların]]></category>
		<category><![CDATA[Benzin]]></category>
		<category><![CDATA[Çalınıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Depolarından]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyesspor]]></category>
		<category><![CDATA[Hortumla]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanılan]]></category>
		<category><![CDATA[Molotoflarda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.havacilik.gen.tr//?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Demokratik Toplum Partisi'nin (<u>DTP</u>) Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından tırmandırılan sokak çatışmalarında yanıcı ve patlayıcı madde kullanımı dikkat çeken boyutlara ulaştı. İstanbul'daki araç yakma eylemlerinin ilk başladığı zamanlarda benzin istasyonlarından bidonlarla satışlara yasak getirilmiş, örgüt yandaşlarının önüne geçilmeye çalışılmıştı. Ancak alınan tüm tedbirlere rağmen molotof kokteyli kullanılarak  bir çok iş yeri ve araç kullanılamaz hale getirildi. Uzmanlar, benzin istasyonlarının tam anlamıyla denetiminin mümkün olmadığını, eylemcilerin araçların depolarına hortum sarkıttıktan sonra b <!--more-->enzini nefesleriyle çekip bidonlara doldurduklarını belirledi. Eylemlerin vazgeçilmezi haline gelen havai fişek satan iş yerlerinin denetimi konusunda ise tam anlamıyla önlem alınamıyor. Denetimlerin sağlıklı yapılması durumunda bile, "Düğün için alan da var. Nasıl ayırt edilir ki! " endişesi yaşanıyor. 
<br />
<br />İstanbul'da özellikle geçen sene araç yakma olaylarının had safhaya ulaşması güvenlik birimlerini alarma geçirmiş, benzin istasyonlarından bidonlarla benzin satışına yasak getirilmişti. Ancak araç yakma olayları farklı şekilde devam etmiş, hatta sokak olayları farklı bir boyut kazanarak terör yandaşları olaylarda havai fişek kullanmaya başlamıştı. Güneydoğu bölgelerinde gerçekleşen olayların İstanbul'a da ulaşmasının ardından vatandaşların korkulu rüyası haline gelen araçların molotof atılarak ya da yanıcı madde dökülerek yakılması yeniden gündeme gelmişti. 
<br />
<br />İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan tespitlere göre, molotof kokteyli yapımında benzin ve yapışkan malzemeler kullanılıyor. Bunun yanında molotofların etkisinin artırılması için şişelerin içine şeker de ekleyerek alevlerin etkisini artırılmaya çalışılıyor. 2007 ve 2008 yıllarındaki olayların ardından benzin istasyonlarının denetimi için çeşitli tedbirlerin uygulandığı ancak bunların yeteri kadar sağlıklı sonuç vermediği belirtildi. Uzmanlar, bu yöntemlerin kesin sonuç için yeterli olmadığı görüşünde. Çünkü terör örgütü yandaşları benzin istasyonlarından almasalar bile araçların benzin depolarına hortum uzatarak park halindeki araçların benzinlerini boşaltabiliyor. Elde edilen benzinler molotof kokteyli için hazırlanan şişelere doldurularak terör saldırıları için hazır hale getiriliyor. Bu tespitler, yapılan operasyonlarda ele geçirilen malzemeler dikkate alındığında da ortaya çıkıyor. Örgüt yandaşlarının ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda kullanıma hazır molotof kokteyli ile molotof yapımında kullanılan şeker, tutkal, bez parçaları ve deterjan ele geçirildi. 
<br />
<br />Öte yandan sokak eylemlerinde son zamanlarda kullanılmaya başlanan havai fişekler için de durum farklı değil. Hava fişek satışı için iş yerlerinin ilgili ruhsatı bulundurması gerekiyor. Bu ruhsat sahibi herkes havai fişek satabiliyor. Satın alırken de alıcılar için özel bir işlem gerekmiyor. Parasını veren herkes havai fişekleri satın alabiliyor. Bu ruhsat sahibi olan iş yerleri Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sadece ruhsatlarının bulunup bulunmadığı kriterine göre denetlenebiliyor. Onun dışında her hangi bir denetim imkanı bulunmuyor. Ruhsat bakımından eksiklik tespit edilen işyerlerine de cezai işlem uygulanıyor.
<br />
<br />(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Toplum Partisi&#8217;nin (<u>DTP</u>) Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından tırmandırılan sokak çatışmalarında yanıcı ve patlayıcı madde kullanımı dikkat çeken boyutlara ulaştı. İstanbul&#8217;daki araç yakma eylemlerinin ilk başladığı zamanlarda benzin istasyonlarından bidonlarla satışlara yasak getirilmiş, örgüt yandaşlarının önüne geçilmeye çalışılmıştı. Ancak alınan tüm tedbirlere rağmen molotof kokteyli kullanılarak  bir çok iş yeri ve araç kullanılamaz hale getirildi. Uzmanlar, benzin istasyonlarının tam anlamıyla denetiminin mümkün olmadığını, eylemcilerin araçların depolarına hortum sarkıttıktan sonra b <span id="more-236"></span>enzini nefesleriyle çekip bidonlara doldurduklarını belirledi. Eylemlerin vazgeçilmezi haline gelen havai fişek satan iş yerlerinin denetimi konusunda ise tam anlamıyla önlem alınamıyor. Denetimlerin sağlıklı yapılması durumunda bile, &#8220;Düğün için alan da var. Nasıl ayırt edilir ki! &#8221; endişesi yaşanıyor. </p>
<p>İstanbul&#8217;da özellikle geçen sene araç yakma olaylarının had safhaya ulaşması güvenlik birimlerini alarma geçirmiş, benzin istasyonlarından bidonlarla benzin satışına yasak getirilmişti. Ancak araç yakma olayları farklı şekilde devam etmiş, hatta sokak olayları farklı bir boyut kazanarak terör yandaşları olaylarda havai fişek kullanmaya başlamıştı. Güneydoğu bölgelerinde gerçekleşen olayların İstanbul&#8217;a da ulaşmasının ardından vatandaşların korkulu rüyası haline gelen araçların molotof atılarak ya da yanıcı madde dökülerek yakılması yeniden gündeme gelmişti. </p>
<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan tespitlere göre, molotof kokteyli yapımında benzin ve yapışkan malzemeler kullanılıyor. Bunun yanında molotofların etkisinin artırılması için şişelerin içine şeker de ekleyerek alevlerin etkisini artırılmaya çalışılıyor. 2007 ve 2008 yıllarındaki olayların ardından benzin istasyonlarının denetimi için çeşitli tedbirlerin uygulandığı ancak bunların yeteri kadar sağlıklı sonuç vermediği belirtildi. Uzmanlar, bu yöntemlerin kesin sonuç için yeterli olmadığı görüşünde. Çünkü terör örgütü yandaşları benzin istasyonlarından almasalar bile araçların benzin depolarına hortum uzatarak park halindeki araçların benzinlerini boşaltabiliyor. Elde edilen benzinler molotof kokteyli için hazırlanan şişelere doldurularak terör saldırıları için hazır hale getiriliyor. Bu tespitler, yapılan operasyonlarda ele geçirilen malzemeler dikkate alındığında da ortaya çıkıyor. Örgüt yandaşlarının ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda kullanıma hazır molotof kokteyli ile molotof yapımında kullanılan şeker, tutkal, bez parçaları ve deterjan ele geçirildi. </p>
<p>Öte yandan sokak eylemlerinde son zamanlarda kullanılmaya başlanan havai fişekler için de durum farklı değil. Hava fişek satışı için iş yerlerinin ilgili ruhsatı bulundurması gerekiyor. Bu ruhsat sahibi herkes havai fişek satabiliyor. Satın alırken de alıcılar için özel bir işlem gerekmiyor. Parasını veren herkes havai fişekleri satın alabiliyor. Bu ruhsat sahibi olan iş yerleri Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sadece ruhsatlarının bulunup bulunmadığı kriterine göre denetlenebiliyor. Onun dışında her hangi bir denetim imkanı bulunmuyor. Ruhsat bakımından eksiklik tespit edilen işyerlerine de cezai işlem uygulanıyor.</p>
<p>(CİHAN)<br />Kaynak : sondakika.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.havacilik.gen.tr/molotoflarda-kullanilan-benzin-araclarin-depolarindan-hortumla-caliniyor-Ozel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
